• ✿“Hiçbir şey için "benimdir" deme. Sadece deki; "yanımdadır." Çünkü ne altın, ne toprak, ne sevgili, ne hayat, ne ölüm, ne huzur, ne de keder, daima seninle kalmaz.”✿
    -Mevlana-

  • "Zulme Sessiz Kalmak Zalimin Yanında Yer Almaktır."
    Bu site; Hayvan hakları savunucusu ve hayvan dostudur.
    #Em/pati

Lâyezal

Yönetici
9 Nis 2020
997
208
43
Araf
mutlulukkenti.com
Ezgin Kılıç Şiirleri


E82C96BF-2E00-4C42-ACF7-754CA2D75705.jpeg

Sadece Bil İstedim


Nasılsın,
Yolunda mı her şey, dikkat ediyorsun değil mi kendine?

Kalın giyin havalar soğuk, sabah erken kalkacaksın hadi uyu artık, geç kalma, koşma, düşme, seni sevdiğimi unutma, boş ver üzülmene bile değmez, hadi gel seveyim saçlarını, her şey daha güzel olacak…
Diyemiyorum sana…

Kapına komşu da değil ki kapım; kulak misafiri olsam, hani arada da olsa duysam sesini.
Yemin ederim sarılmak falan da değil niyetim; şöyle uzaktan da olsa görmek, iyi olduğunu bilmek de yeterli. Yanlışlıkla bile aramıyorsun ki bir bahanem olsa “nasılsın” diye sormaya…
Özlemek böyle bir şey işte,
Yarısı merak, diğer yarısı meraktan ölüm nedeni…

Bu arada şunu da bil;
İlk “seni seviyorum” derken dudaklarım titriyordu ama fark etmedin. İyi de oldu aslında, yalan söylüyorum sanacaktın belki, cesur değilim, içten değil ya da… ne bileyim, sanacaktın bir şeyler, her neyse ne işte…
Olabildiğince gerçekçi olmaya çalıştım bunu söylerken. Hep hoşlanmıştım daha önce, beğendiklerim de olmuştu ve hatta…
Çünkü ilk kez sevmiştim… O zaman söyleyemedim, şimdi bil istedim.
“seni seviyorum” derken dudaklarım titriyordu,
“sahiden bitti mi” derken sesim,
Bilmeni istediklerimi yazarken parmaklarım titriyor şimdi.
Bir yalvarış değil bu, yalnızca oku ve geç.
Sadece bil istedim…

Ne kadar zaman geçerse geçsin, hangi öznelere iyi geceler öpücüğü verirse versin tenlerimiz,
Seni hala titreye titreye seviyorum, biliyorsun aslında…
Yine de bil istedim…
Sadece bil,
İstedim…
 

Lâyezal

Yönetici
9 Nis 2020
997
208
43
Araf
mutlulukkenti.com
Gidişin değil, Kırılmışlığım Batıyor Avuçlarıma


Tam da alıştığını düşündüğünde, biri anar o’nu ansızın.
Ve yeniden öldürmeye başlar seni onun adını duyduğun an, sızın…

Yalnızca ‘sol’ anahtarı olanlar mı kalp çalabilir?
Seviyorum anlıyor musun?
Kırgınım.
Gidişin değil, kırılmışlığım batıyor avuçlarıma.
Üzgünüm,
‘Biraz daha kal’ diyemediğim için sana.
Yalnızım, anlayabiliyor musun korunmasızlığımı?
Ve hissedebilir misin hiç sarılmadan savunmasızlığımı?
Ö(z) lüyorum sadece,
Aldırma…

Yüzsüzdüm…
Milyonlarca yüz arasından yüzünü süzdüm yüzüme.
Gittin ya kim bilir,
Tüm aynalarda bu yüzden yüzüm, anlamsız bir hüzündür belki de…

Kimse anlamıyor beni.
Aşklar gibi elvedalar da hayatın bir parçasıdır, diyorlar.
Her ayrılığın bir merhabaya gebe kaldığını anlatıyorlar.
Seviyorum işte ulan,
Tükürmekle söner mi hiç can yangını?
Anlayın işte artık,
İçsel bir olay bu ve bu yüzden gözden çok iç sel.
Yalnız’ca kalbim kırık...

Gitti de kıyamet mi koptu sanki, üzülme diyorlar.
Benim çocuklarımın cennetini de götürdü ayakları altında diyorum.
Anlamıyorlar…
 

Lâyezal

Yönetici
9 Nis 2020
997
208
43
Araf
mutlulukkenti.com
Kalimera


Merhaba Kalimera…
Umarım her şey yolundadır.
Ben bazı şeylerin içinden çıkamıyorum hala. Nefes alamıyorum, cam yutuyor gibiyim inan. Boğazıma düğümlenen bir şeyler var, yutkunamıyorum…

Lütfen kendine dikkat et Kalimera…
Yalnız başına geç saatlere kadar dışarıda kalma, tanımadığın insanlarla alkol alma… Hatta bindiğin taksinin plakasını bile bir arkadaşına bildir, ihmal etme sakın.
İnsanlar kötü, insanları anlamak gerçekten bazen çok zor.
Arkanda duran herkese güvenemezsin, unutma ki sen de bir zamanlar benim arkamdaydın. Şimdi sırtımda mis gibi avuç içlerinin kokusunu bıraktığın bıçaklar taşıyorum.
Olsun…
Senden kalan bütün hatıralar gibi, acılar da güzel…

Çift kişilik yatakta tek başına hayal kuruyorsan yalnızsın demektir Kalimera… Bunun başka bir açıklaması olamaz!
Ve ben yalnızlığın dibine vuruyorum…

Senden istediğim bir şey var, mazur gör haddimi aşıyorsam.
Lütfen bir daha aklıma gelme...
Mutlu olmaya fırsatım olmuyor bu şekilde, alışmak inan hiç kolay değil... Sen aklıma gelince gözlerim doluyor; sorsalar anlatılacak gibi değil, içimde öldüremediğim bir şey beni her gün öldürüyor...
Lütfen...
Unutmaya çalışıyorum seni, inan bu çok zor! Canımı acıtarak kurtulmaya çalışıyorum senden, yüreğimi yırtar gibi söküp atmak istiyorum içimden... Katlanamıyorum, lütfen gelme...

Sevmeye ihtiyacım var, anlamıyorsun beni.
Yeniden birilerine güvenmeye ihtiyacım var, gülümsemeye, mutlu olmaya, sevmeye...
Sen aklımdayken başaramıyorum bunların hiç birini, lütfen bir daha gelme!
Hiçbir şey olmamış gibi davranmak istiyorum, hiç kırılmamış, hiç acımamış gibi...
Olan biten hiçbir şeyle ilgisi yokmuş gibi, nasıl olduğu hatırlanamayan bir düş gibi...

Kurtulmak istiyorum senden Kalimera!
Lütfen bir daha aklıma gelme, kendime gelip seninle yeniden karşılaşmaktan korkuyorum...
 

Lâyezal

Yönetici
9 Nis 2020
997
208
43
Araf
mutlulukkenti.com
Kalbimin Kiracısı


Kıştı,
Hazandı!
Ne çok aştan kovulmuştun sayısız
Ellerin buz kesmiş kaskatıydı
Yepyeni bir yürek açmıştım sana
Çözüldü parmaklarının buzulu,ısındı
Parçalamışsın duvarlarını kalp odalarımın
Sessizce çıkmışsın bir sabah
Sen tanıdığım en yüzsüz kiracısın…

B pozitif kan bankasıydım sana
Seninse sıfırdı(0) kan grubun
Tek farkımız buydu işte
“Sadece” sen herkese veriyordun! ...
 

Lâyezal

Yönetici
9 Nis 2020
997
208
43
Araf
mutlulukkenti.com
Dudak Payı Bırakır Her Veda


Ne zaman eşini kaybeden bir melek hüzünlense, matem siyahı giyer gökyüzü ve sırılsıklam ıslanır kent…

Aşağılık, yobaz; sadizmin doruklarına ulaşan bir bulutun terlemesiyle yeniden yeşerir bitki örtüsü.
Ve gökyüzü tanrılarının kılıç sesleri değildir yıldırımlar,
Onlar terk edilen bir meleğin ağlarken dudakları arasından düşürdüğü kanlı öksürüğü…

Ah Rose!
Sevişmek vardı şimdi seninle, kumsalı döven dalgaların feryatlarını bir deniz kabuğundan dinleyerek.
Aldırmadan medcezirin bize tepeden bakan ispiyoncu bakışlarına.
O da her gece ay ışığıyla sevişmiyor mu zaten?
Bilirsin sen de,
En az benim kendimden bildiğim kadar bilirsin.
Dalgaların kayalarda parçalanması bir okyanusun intihar biçimidir…
Aldırma sen, soluğumu nefesinde boğabilirsin.
Kumdan kaleler yapıp, kurşun askerlerin başına kurşun sıkacağım tek tek!
Söz veriyorum sana, kimse duymayacak bizi…

Ölü toprağı mı serptiler üzerine kadın!
Yoksa sen mi öldürdün içindeki için için yanan beni, bir damla yağmur için.
Ölüler ölümüne sevmiş olsalar da öpemezler, bilirsin.
Sen gem vurma yalnızlıktan morarmış dudaklarına ve dudaklarımı bağışlamadan önce bir organ nakli için toprağa.
Çekinme, öpebilirsin.
Unutma,
Dudak payı bırakır mutlaka edilen her veda…

Çok mu sevdik dersin acaba?
Yıpratacak kadar çok,
Ve severken açtığımız yaraları, birbirimizi sevmekten zaman ayırıp kapatamayacak kadar hatta!
O kadar çok sevmiş olabilir miyiz ki?
Yoksa çok mu incittim yüreğimin zincirlerine vurup, her gittiğim yere sürüklerken ruhunu?

“Üstüne basa basa sevmiyorum” diyordun.
Hayır sevgilim hayır!
Kalbime basa basa gidiyordun…

Sen kördün o vakit,
Bırak ayakların altında ezilen kalbi, en az kendi gözkapaklarını göremeyecek kadar kör hem de.
Görmüyordun…
Ama sağır mıydın da sevgili?
Kırılan bir kalbin hiç’kırıklarını hiç mi duymuyordun…
 

Lâyezal

Yönetici
9 Nis 2020
997
208
43
Araf
mutlulukkenti.com
Seni Sevdiğim Kadar Nefret Et Benden


Sevgilim,
Bunlar asla dudaklarımdan duyamayacağın, belki de üzerine bile hiç alınmayacağın satırlardır…

Bunlar satırlar ki, bir kasabın tüm kuvvetiyle ete indirişi gibi elindeki satırı kalbime. Öylesine cansız, öylesine canını dişinden alıp dış kapı girişinde ki anahtarlığa bırakmış haldeyim.
Bitkinim…
Bittiğini kendi kendime her söylediğimde aslında o kadar sendeyim. Uzaklaşmak mı senden?
Ne kadar uzaklaşabilirim ki davetsizliğinle her gece yarası illegal düşlerime sen ziyaretçiyken?
Bilmiyorsun…
Her gece yastık yerine yüzüne dokundurduğumu yüzümdeki hüznü. ve saçlarına tarak değil parmaklarımı sürdüğümü. Sana diyemediğim, diyemedikçe kalbimde dallanıp budaklanan “seni seviyorum”ları. Yalnızlığımı,
Yangınlarımı,
Sensizliğin içimde büyüttüğü o sonsuz hiçliği hiçbir zaman bilmeyeceksin…

Sen kaçış de benimkine.
Düşlerimden düşüncelerimin irticası, tüm hislerimin kalbimde çıkardığı iç savaş, yalnızlığın senli olan tüm mutluluklara istilası…
Adını benim koyamadığım her ne varsa, sen “kaçış” de her birine.

Hani severken gidilmezdi?
Sevmek hep prangaydı hani o atılmaması gereken ilk adımlı gitmelere? Her gidiş sevdiğini terk etmek değilmiş meğer. Aslında bazen kendini terk ediyormuşsun gitmekten başka bir yol yoksa ayak ucunda eğer...
Yargılamam;
Anlamayabilirsin beni ya da anlamak istemeyebilirsin, eyvallah. Her şeyin en fazlasını görmeye alıştım senden bilirsin. Bu yüzden aşk, sevgi gibi en yüksek mertebede olsun bana olan nefretin. Mesela seni sevdiğim kadar nefret et benden.
İşte o kadar sonsuz olsun bana kinin…

Sevgilim,
Bunlar asla dudaklarımdan duyamayacağın, belki de üzerine bile hiç alınmayacağın satırlardır…
Anlamak zorunda değilsin biliyorum.
Ayak ucumda gitmekten başka bir çare olmayan bu yola seni severek değil, sana hala aşık olarak düştüğüm için özür dilerim…
Beni son kez,
Affet sevgilim...
 

Lâyezal

Yönetici
9 Nis 2020
997
208
43
Araf
mutlulukkenti.com
Aforizmalar


*Kıyamet değil, içimden “o” kopuyor yalnızca…

*Şimdi yoksun diye krallıktan alıp soytarı yapacak değilim seni. Soytarılar gülümserken en çok kralına küfrederler. Seni hala gülümseyerek anıyorum sevgili…
Kralsın…

*Korkuyorum sana sormaya beni seviyor musun? diye
Ya düşünürsen bir kaç saniye...

*İnsan gerçekten tamamen unutamıyor eskiyi. Mutlaka taşıyorsun yanında ona dair bir şeyi. Aklında adını, kıçında yediğin tekmeyi...

*Biz seninle aynı tavla tahtasında farklı iki renk pullar gibiyiz. Zarlar sallandıkça birbirimizi kırmadan asla oyunu bitiremediğimiz…

*Adın batsın olmuştu dudakların arasından yüzüme kustuğun son sözün.Gittiğin yerde adımı duyduğunda hiç battı mı?

*Hişt, yalan konuşma
Allah aşık eder bak sonra…

*Ankesörlü telefona atılmış çeyreklik jeton kadar konuşturamadı aşk bizi. Tam seni seviyorum diyecekken kesildi sesin. Aşk yuttu galiba kalbimizi...

*Hadi beni yüreğine yerleştir. Sensiz bana her yer leştir…

*Bilim adamları ilimden aşka zaman ayırabilseydiler keşke!
O zaman da reddebilirler miydi evrimi?
Görseydiler,
Her aşktan sonra insanların şekil değiştirdiğini…

*Şerefsizim seni seviyorum demiştin ya hani.
Hangisine inanacağımı gerçekten şaşırmıştım sevgili...

*Hani diyorsun ya, aşk göreceli.
Ama gelmezsen diyorum… İşte sen o zaman gör eceli…

* Çektiğin acı kadar olgunlaşırsın diyorlar. Olgunlaşa olgunlaşa çürüdük bilmiyorlar....

*Bazen “seni sevmiyorum” cümlesini duymak gerek. “seni seviyorum” demenin ne kadar değerli olduğunu anlayabilmek için…

*O benden başkasıyla yapamazmış asla.
Ha s*ktirin!
Teninin teri kurumamış daha…

*Ah be anne
Cıss diye hep ateşi işaret edeceğine
Biraz da aşkı gösterseydin ya keşke…

*Benim aşkımı boşver ama Allah aşkına dön…

*Haklısın, biraz düz mantık biri olabilirim
Sıkça ütülediğin kafamdan bilirim…

*Yine de günahımı alır mıydın, işlediğim tek günah sen olmasaydın?

*Ernesto!
Sen de bilirsin ya hani, insanlar öylesine pis öylesine kirli ki…ve ne yazık bir çoğu amaçsız, öylesine yaşıyor desem yalanım da olmaz hani…

*Bana saçını süpürge etmiş falan filan.
Edeceksin tabi,
Aşkı bok mu götürseydi ulan!

*Şimdi bütün ayrılıkların ebesinin kulağını rahmetle çınlatıyorsam
Bana değil,
Sana teşekkür etsinler…

*O kadar yalnızım ki, aynada bile kimsem yok…

*Kendine ölümlerden ölüm beğen dedi
Ben onu sevmeyi tercih ettim…

*Gitme dur!
Vallahi söz,
Kalırsan eğer en sevdiğim oyuncağım senin olur…

*Sanırım Aşk’ta senkron kayması var
Hep bir şeyler olup bittikten sonra anlayabiliyoruz birbirimizi

*Otobüste çişi gelen bir çocuğun pet şişeye işetilmesi kadar üşendik tuvalete.ufak bir özürdü klozete düşürdüğümüz.bu aşkında ettik içine…

*Eşeğe altın semer vurunca eşek yine eşek değil işte!
Makyajlıyken,
Çok daha kaliteli bir şerefsiz oluyorsun nihayetinde…

*Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmezmiş.
Söylesene sevgili
Hangi kaz’dan esirgemedin beni?

*Bizler aynı mahallenin çocuklarıydık aslında. Senin topun kaçmadan önce bir inşaata…

*Tanrım onun suçu yok! Ben sevdim, o yalnızca teşebbüs etti…

*Evet, ben de 250 gram peşindeyim. Verseydin ya kalbini biraz sevineyim…

*Benim aşkımı boş ver ama Allah Aşkına dön…

*Pardon?
Sizi deli gibi sevebilir miyim acaba? Biraz g*tünüz kalkar, sonra terk edersiniz falan. Ayrılması da kolaydır hem benden, çok çabuk ölürüm içimden biri çekip giderken…

*Burçlardan falan pek anlamam ama yükselenim sensin. Gönül işte, alçalışlarında bile başımın üstündesin…

*Cennetin canı cehenneme. Gözlerinin bedeli kaç sevap onu söyle…
 

Lâyezal

Yönetici
9 Nis 2020
997
208
43
Araf
mutlulukkenti.com
Hazreti Muhammed’e


Yaradan’ın Cebel-i Nur’a gönderdiği Nur,
İnerken köhne cehaletin karanlığına,
Bir gül filiz verir katı bir taşın bağrında.
Ağlar yağmur hürmetten, rahmet rahmet üstüne,
Bir Nur yağar iken yağmur yağmur insanlığa…

Ehlibeyt üzerinde yük olduğunda kisra,
Ümmete türlü elem verdiğinde ve eza,
Cibril’in akşam vakti zuhur ettiği dağda,
Allah’ın huzuruna aldığı ey sevgili!
Adın dilimizde duadır, gönülde takva…

Doğan güneş senin yüzün, suyun hürmetine,
Geceye vuran ay, çöle düşen yağmur senin…
Sana avuç açar gibi çiçeklenir doğa,
Renk renk yapraklar senin, yeşil tomurcuk senin.

Saatte kadran olup müjdelesem zamanı,
Beş vakit bıkmadan öpsem alnından namazı,
Tesbihde bir taş olup sayıklasam adını,
“Rahmet eyle ya Resûlallah, şefaat et.”

Gam dağlar bağrımı, dağlar mani değil bana.
Vuslata çekilen çile bana, ödül sensin!
Yürüsem üstünde umman toprak kokar bana.
Dizim değer toprağa, alnım öper sonra da…

Elifsin sen dillerde, dimdik ve de dosdoğru…
Amelime örneksin, ruhun gönlümde huşu,
Beyhude değil görmeden sevmek seni, aşk bu!
Sensiz yürekte diken büyütür şirk ve gaflet.
Ağlayan göze nur, yaraya derman peygamber!
Allah’ın sevgili kulu, bize şefaat et.

Eteğinde nakış olup sürülsem cennete,
Sürünürken aşk diye peşinde, arştan yere.
Ehlibeytten bir aciz de beni kıl ey Resul
Feda olsun zerrem uğruna, ayaktan sere…

Uhud’da bir tepe olsaydım seni izleyen,
Bedir’de bir söğüt yaprağı, terini silen,
Hendek’de bir çukur olsaydım, seni gizleyen
Tuttuğun kılıcın kabzası, yayın ipi ben…

Bağışlaması bol Rabb’in elçisi, Muhammed!
Ey peygamberlerin en sonuncusu, Muhammed!
Sen gönül süsü, sen günah örtüsü, Muhammed!
Günahkâr olduk sen gideli, bize merhamet!
Kor azabımıza şefaatini merhem et…

Ey Muhammed savrulan toz olayım arafta,
Ayağının altını öpen bir tutam afra…
 

Lâyezal

Yönetici
9 Nis 2020
997
208
43
Araf
mutlulukkenti.com
Düş/eş Sancılar


Çok asil bir hoşçakalın kortejinde geldi ayrılık
Gayet net ve kararı kati veda cümleleri
Anlamadığım bir dilin son sözlerine kulak veriyorum
Her biri ustaca hazırlanmış ayrılığın milli marşı gibi
Ondandır bu ayrılığa saygı duruşum
Ve sen eski sevgilim!
Babil’in asma bahçelerinde asarken gözünü kırpmadan kalbimi
Hangi üvey sevgilinin merhametine emanet edeceksin
İllegal yollardan evlat edindiğimiz bu aşkı…

Bir genel evin üzerime yürüyen iltihaplı duvarları gibi sensizlik
Kırık yaylı,rahatsız bir yatak misali gıcırtılı son sözlerin
Şeytan geliyor yine soldan soldan
Solum boş,geç diyorum anlamıyor
Göğüs boşluğumu dolduruyorum söylediğin yalanlarla
Biz ikimiz biz olmaktan çıkıyoruz
Aldattıkça seni,aldatıldığımı düşünüyorum bir yabancıyla
Zihnim dudakların arasında ki “seni seviyorum” kadar ucuz…

Tenin tedirginliğini kapatmak için biraz fondöten
Kırmızı ojeyle kamufle olmuş iki yüzlü tırnaklar
Dudakların çatlağını kapatan macun gibi simli bir ruj
Gıyabında dava açılmış bir aşkın katil zanlısı tutuklular…
Sallandırmalı bunların bi kaçını
Sallandıkça sarsılmalı içimde büyüttüğüm günahlar
Ve
Terk edişinin kalbimde çıkardığı sivri başlı sivilce
Sıksam diyorum
Bir kalbimi sıksam
Bir de beynime
Biraz acı ve biraz daha…

Düş’lerim var artık benim sayısız!
Kısırlaştırılmış duygularımın yaptığı son düş’ük mutluluklar
Düş’tüğüm yerde bıraktığım kan damlaları
Kanayan dizimden çok acıyan avuç içlerim var
Tümör gibi kafatasıma yerleşmiş sen çıkmaz düş’üncelerim
Ve her sarsılışta olasılıksız gelen düş’eş sancılar…
Artık benim
Nur topu gibi bir sensizliğim var…

İçinden çıkamadığım bir yangının içlemiydi gözlerin.
Dayanırım sandım.
Şimdi her zerrem kan revan yara bere ve her biri birinci dereceden derin.
Zamanla alışacağını düşünürken zamanı kendime yonttum.
Ağladı bir martı,
boğuldum…
Bitirilmiş bir aşkı keşkelerle tokatlamanın bir anlamı yok şu saatten sonra
Bir hırsızın
dolunaysız geceye imanı kadar minnettarız artık pahalı yalnızlıklara…
 

Lâyezal

Yönetici
9 Nis 2020
997
208
43
Araf
mutlulukkenti.com
Ey Yar...


Hiç olmazsa bir ‘hoşça kal’ de giderken.
Bilirsin, bir bahanesi olsun ister herkes ölürken…

Salladığın el, sallandırdığın umutlar aslında elinde.
Elinde değil biliyorum,
Ve elimde değil sil baştan başlamak her şeye.
Kırıldık ve paramparçayız…
Hayallerimiz birikmiyor artık avuçlarımızda,
Avuçlarımız yangın yeri,
Avuçlarımız acı taşıyor,
Acılarımız merhem şimdi geçmeyen yaramıza…
Gül düşmüyor artık gülümseyişlerimizde yanaklarımıza,
Dönüşsüz yol düşüyor yar, aramıza.
Kurduğumuz düş üşüyor,
Çalmıyor bu son bakışlar kalbimizi ayrılığın cebinden,
Tüm mutluluklar yüzümüzde biraz hüzne çalıyor…

Ey yar…
Yarama üflediğin dudaklarının arasındaki nefes ben olayım,
Kendi acımda soğut beni…

Ey yar…
Gözlerin düşmüyor karanlık gök/yüzüme nicedir.
Uykularıma gelmiyorsun…
Senli tüm rüyalarım sensiz kabuslara gebe,
Sen de görmüyor musun?
Hissetmiyorsun acımın sağanağını ve özlemiyorsun,
Yüreğini ben değil, kıyamam; yüreğimin özlemi yorsun.
Dönmüyorsun,
Özletiyorsun,
Öl mü diyorsun?

Ey yar…
Acım taze, tenim sıcak ve yaram derin hala.
Söylesene kaç teselliyle kandırabilirim kendimi daha,
Kaç yalan eklemeliyim inandırmaya çalıştığım kalbime?
Kaç kez daha birleşebilir kırıklarım böyle,
Kaç defa daha kaldı kıracağın?
Ey yar…
Bu veda son mu?
Sesimden önce titriyor her seferinde yüreğim,
Üzerine titrediğim yüreğin acımıyor mu?
Canın hiç mi yanmıyor,
Gittiğin yer her nereyse, yangınını söndürebiliyor mu?
Alışıyor musun,
Yoksa çoktan mı unuttun?

Ey yar…
Benden gittiğin yerde bıraktığın boşluk duruyor hala.
Ne sen gel yeniden geri,
Ne de bir daha doldurabilecek o boşluğu herhangi biri.
Gelme…

Sen kanat beni elinden geldiğince, durma!
Hiçbir yaranın kabuğu acısını üşütmez nasılsa...
 

Lâyezal

Yönetici
9 Nis 2020
997
208
43
Araf
mutlulukkenti.com
Öp, Üşüyor Dudaklarım


Gidişin, henüz iyileşmemiş yarayı terk eden kabuk kadar acımasız.
Yalnızlığımdan öp beni; acıma, sız…

Gir kimsesizliğimin can evine bir gece vakti.
Çal kafesinden yüreğimi,
Çal yayı kırık bir kemanla son senfoniyi,
Ses tellerim incinsin hıçkırmaktan,
İncelsin sesim,
Cümle sonlarıma nokta olsun dudakların,
Önce sesim kesilsin, sonra nefesim…

Gitme…
Diktatör bir cümle devrilsin dilimde, dur!
Yani gitmesen…
Kal!
Ceplerinin karanlığına çaresizce sığınan ellerini çıkar.
İki yanından aşağı asılan kollarını boynumdan sal.
Dur işte, gitme kal.
Bu defa bitmesin, uyutulmadan önce anlatılan bu son masal…

Sustu içimde cıvıldayan çocuk.
Yalvarışlarımın dili yok, her biri di’li geçmiş zaman çaresizliği.
İyi hiçbir temenni bozmuyor haykırışlarımdaki bu çığlık çığlığa sessizliği.
Çözemiyor ellerim aklının kördüğüm iplerini,
Ve bakışlarının kör noktasından sızan siyahı…
Siyahın tadı yok,
Siyah anlamsız,
Siyah, kırık bir ayna…
Siyah, ne kadar benziyor bana!
Sessiz, beyazsız…
Siyah, senden kalan son bir tel saç şakaklarımda…

Ben bütün ‘kal’ların lal olduğu sokaktayım.
Gidişine diş geçiremediğim o karanlık köşe başında…
“Aşkın zamanı yok!
Mevsimi, rengi,
Ve ırkı da…”
Dediğin o cümle sonlarında…
Hoş kalabilme temennisiyle d/üşüyor, kollarının boynumda bıraktığı izler.
Mevsim sarı sonbaharın son demleri,
Sönüyor yüreğimin cehenneminde savrulan köz.
Hatırlamayacağım bile seni!
Unutacağım, söz…

Tenim buz,
Tenim soğuk,
Bırak tenimde kalsın terinden tenime süzdüğün tuz.
Sus!
Eğ göğsünü omuzlarımdan aşağı,
Yüreğini sol göğsüme pus.
Sil buğulanmış gözlerinden göz ucuyla yazılmış ‘dur’ları.
Git sonra,
Beni düşlerinden kus…

Acıyla,
Kinle,
Hasretle,
Öpüşüyor dudaklarım!
Öp, üşüyor dudaklarım…
 

Lâyezal

Yönetici
9 Nis 2020
997
208
43
Araf
mutlulukkenti.com
Müsayit Bir Aşkta Bırakır mısın?


Sanırım zamanla alışıyoruz ayrılığa.
Anlık “seni seviyorum”larla sevilmediğini öğreniyoruz.
Gidersen yaşayamam der gibi!
ve her seferinde gidildiğini aslında.
ve hiç ölünemediğini…

Senden gitmek kadar kolay olmayacak kendime gelişim
İki sana bir bana bölüşülecek bu aşktan kalanlar
Paylaşamadıkça küçülttüğümüz sevgi değildi üvey evladımız
Eski bir kitap arasında kurutulmuş kelebek gibi yalanlar
Ne ayrılıkların ortasından geçtik farkında mısın?
Öyle yoğun ki trafik sol yanında
Müsait bir aşkta bırakır mısın? ...

Adresine teslim edilemeyen bir mektup gibisin sen.
Ne zaman bir yere gitsen geri dönmek zorundasın bana.
Kimde olduğunun önemi yok.
Zarfı kapatan benim nasılsa…
 

Lâyezal

Yönetici
9 Nis 2020
997
208
43
Araf
mutlulukkenti.com
Elimi Sallasam; El, Veda Eder Aşka


Yabana atma bu aşkı.
Ya içine at, ya bana…

Seni seviyorum,
Yasak bir dinin günah emirleri gibi inanıyorum gözlerine.
Ben en çokta bu yüzden yanacağım, biliyorum.
İman kemiğine alnımı koymak isterim yine de,
Yüreğinde kopan kıyamete kulak vermek istiyorum.
Ve benim yatacak bir yerim bile yok ölünce,
Göğsünün soluna gömülmek istiyorum…

Boynundan öpüyorum asi kadın her gidişini,
Büktüğün boynumun acısını boynundan çıkarır gibi
Kirpiklerinden,
Parmaklarını açtığında düştüğüm o avuç içlerinden,
Ve ısmarlaşır gibi uğurlayarak birbirimizi ısmarlama aşklara,
Son kez alnından öpüyorum kadın, seni…

Soluyorum…
Suya doymuş ama ışığa aç bir çiçek gibi saksısında.
Renklerim birbirine karışıyor, bulanıklaşıyorum.
Soluyorum,
Enseme bıraktığın o son nefesi son kez.
Kokunu bıraktığın yerden kokmaya başlıyor ölü tenim.
Yavaşça solunumum duruyor,
Sen solum oluyorsun.
Ve sonra sağ kalıyorsun iç savaşlarımda.
Beynime sokuyorum gittiğin o yolların en uç noktalarını.
Beyin ölümüm gerçekleşiyor ardından, bakarken.
Susuyorsun,
Doğmamış bütün aşklar hayat suyunda boğulurken…

Elimi sallasam; el, veda eder aşka.
Bir ülkenin bayrağı yarıya iner apansız,
Ve harfsiz kalır tüm dillerin alfabesi bir konuşsam.
Ağlasam,
Bir ağlasam kıskanır Kızılırmak gözlerimden dudaklarıma uzanan,
Dünyanın en uzun akarsuyunu,
Ve utanır Kızıldeniz göz çukurlarımın kızıllığından.
Ağlasam ışık kırılır gözyaşımda,
Gök, kuşağını reddeder evlatlığından…

Tüm gazetelere manşetlik bir ‘ah çektim’ sen gidince.
Terk edişmiş bir şekilde bulunursa bir gün cesedim,
İşte o gazetelerden örtülsün üzerime…
Ve teşhisim,
‘terk edilmiştir’ diye geçsin belgelere…

Titreyişinden öpüyorum kadın seni,
‘üzgünüm’ diyişinden…
Üzüldüğün,
Ve üzüldüğünü söylediğin yerden öpmek isterken…
Bu yüzden nefesim ılıman bir iklim şimdi,
Dudaklarım olabildiğine kurak.
Gecelerin bu kadar karanlık oluşunun nedeni olmayışın aslında,
Canımın canına karışmadığından ar damarım böyle çatlak…
Güçsüzlüğüm elimden tutmadığından,
Ve kaldırmadığından düşüşlerimde,
Bu yüzden kirpiklerim okyanuslar kadar ıslak.
Yüzünün eksikliğinden çirkinim.
Hep bu yüzden,
Çaresizliğim…

Onca şeyden sonra,
Bana yaşattığın ne varsa, özetliyorum.
‘Özlüyorum…’
 

Lâyezal

Yönetici
9 Nis 2020
997
208
43
Araf
mutlulukkenti.com
GÖZLER SEVİŞİRKEN VEDA EDİLMEZ

Kaç kere ölebilir bir insan?
Kaç kez yeniden doğduğunu hissedişi yeni bir sonun başlangıcı olabilir?
Gerçekleşmeli mi sanıyorsun soğuması için tenin,
Beyin ölümünden önce ruhun bedeni terk edişi!
Can ecelden merhamet dilenircesine sığınırken kaburgalar arasına,
Aşk yetmezliğinden kalp ölümü gerçekleşemez mi?
Unut gitsin!
Bir köşeye savur sancılarımızı
Ne varsa bizi acıtan,
Acıttıkça hiç dokunmadan bile kanatan ne varsa unut…
Ve af dileme sakın giderken
Kırgınlığım bir af peydahlayacak kadar kızgın değil sana
Ama sen kızabilirsin yeniden dilediğince
Alıştım,
Ezberledim tattırdığın acıyı nasılsa
Vur etimde bilediğin küfürlerini şah damarıma
Titrek sesle veda etme sevgilim gözlerimiz sevişirken
Bakışlarımız sakat doğabilir
Bakışlarımız engelli,engellendikçe dengesizleştirebilir sözlerimizi
Sen aldırmadan çak sinirlerime İsa’dan ödünç aldığın çivileri
Kanayana aşk olsun…

Şimdi geri verebilir misin benden aldıklarını?
İlk öpüşümü mesela,
Umutlarımdan arta kalanları,
Sil avuç içimden parmak izlerini
Ve kokunu boynumdan kazı!
Her şey bitti!
Bütün gemileri yaktım diyorsun.
Ben o gemilerde uğurladım zaten seni!
Bilmiyor musun?
Sen bana aldırma!
Tanrı doğarken öğretti ustaca ağlamayı.
Nasılsa gözyaşlarımın cinayetini üstlenecek yalancı bir toz bulunur.
Sen gitmene bak sevgili,
Benim gözyaşlarım yoluna kırmızı halı olur…

Gidişin ustaca planlanmış bir cinayet komplosuydu bu aşkta.
Ruhum bile duymadan,
Tereyağından kıl çeker gibi öldürdün beni.
Oysa her maktül,son kez göz göze gelmek isterdi katiliyle…

Ezgin Kılıç
 

Lâyezal

Yönetici
9 Nis 2020
997
208
43
Araf
mutlulukkenti.com
BEN EN ÇOK ELLERİNİ ÖZLEDİM SENİN

Gülümseyebilmek şimdilerde yalancı bir bahar yüzümde… Önce biraz tebessüm, ardından parçalı aşklar ve yüzümü yıkayan bir yağmur…

Gitmek ne kadar kolaydı. Arkana bile bakmadan, el sallamadan ve bir zamanlar bana ait dediğin tene hiç dokunmadan gitmek… Vebalı bir aşkın vedaları kaldı şimdi avuçlarımdan. Düşlerim gülümseyişlerinin tam ortasından kırık ve boğuluyor yüzme bilmeyen umutlarım gözyaşlarımda.
Kal demedi belki dilim, keşke biraz da yüreğimi dinleseydin…

Bir mutfak masasının tam ortasında yalnız duran bir çatal kadar anlamsızım şimdi. Kaldırıp bir çekmeceye atasım geliyor kendimi, tırnaklarımı kemiren dişlerimden asılasım var…

Mutlu ol…
Gülümse her şeye rağmen nereye gittiysen ve kimdeysen onunla… Yarın sabah yine gülümseyecek şimdi içi kararmış gecenin inadına. Ve sesini duymuyorum diye sağır olmayacak hiçbir bestekar. Biz ayrıldık diye deniz maviye sırt çevirmeyecek. Yine sarılacaklar birbirlerine huzurun en koyu rengiyle. Biz hüzünlü bir hikayenin sonunda dökülen iki damla yaş ve mutlu son yalnızca masallarda var, unutma. Sen hayata kaldığın yerden yaşamaya, ben eksildiğim yerden toparlaya devam edeceğim hayatı…

Yalanım yok, en çokta ellerini özledim. Sigaranı yakarken rüzgara siper ettiğin o incecik parmaklarının yüzümde gezinmesini… İşaret parmağına saçlarımın dolanması ve en soğuk havalarda eldiven yerine birbirimizin ellerini giymesini özledim ellerimizin.
Ve ben ne kadar isterdim bir bilsen,
Giderken ‘elveda’ demek için bile sallamayan ellerinin ‘gel’ diye sallanmasını…
Bil, sen…

Küfretmeyeceğim artık yaşamadıklarıma ve iç geçirmeyeceğim içimden gelip geçen hiçbir aşka. Alışamaz da gidersin diye hiç söylemedim seni çok sevdiğimi, sevilmediğini sanıp gidileceğini hiç düşünemedim.
Çocukluğumun ayakları kırılsın işte, koşarken düşmekten dizlerim böyle paramparça. Yarayı sarmayı hiç öğrenemedim, hep üfledim yalnızca…

Sen hiç bilmedin seni nasıl sevdiğimi, oysa Allah...
O çok iyi biliyordu, kabul olmayan dualarımdan…​
 

Lâyezal

Yönetici
9 Nis 2020
997
208
43
Araf
mutlulukkenti.com
ÖYLE BİR ÖLMELİYİM Kİ

Hiç bir otopsi raporu belirleyememeli eşgalimi
Olay yeri inceleme tutanağında da geçmeyecek adım
Öyle sıradan kim vurdu da olmamalı sonum
Bok yoluna gitti de demeyecekler anlican
Her kafadan ayrı sey çıkmalı ben ölürsem
Kimi intihar demeli
Kimisi kötü alışkanlıkları vardı diye bilmeli
Ama kimse bilmemeli neden öldüğümü
Öleceksem adam gibi ölmeliyim
Bazıları helal olsun delikanlıymış demeli
Elbet küfredenler de olacak
Zaten onlar bir sebep peşinde de olmayacaklar
Hakettiğimi düşünecek bazıları
Çok bile yaşadı diyecek
Ama ne çoktan az yaşamış olacağım
Ne de azdan çok!
Yeterince yaşamış olmalıyım
Çok yaşlanıp çok görmeyi beklememeliyim
Ya da gün görmemiş bir çocuk olarak ölmemeliyim
Yüzüm öyle buruş buruş olmamalı
Tenimde yılların darbesini götürmeyeceğim
Cesetim hala yakışıklı olmalı tenim soğuduğunda
Geride ağlayanlarım da olmalı mutlaka
Erken gittiğimi düşünmeliler
Oysa yaşamanın zorluğunu hiç söylememiş olacağım onlara
Aşkı tattım demeyeceğim...
ve aşk ölmektir bilmeyecekler...
Gömülsem de sonsuzluğa,
Benden çok şey kalmalı arkamda
İsyanlarım mesela! ...
Arzularım kalmalı
Arzuladıklarım da!
Yaşadıklarım da ölmemeli ben öldüm diye
Benden daha yaşlı olması lazım geçmişimin
Ve ölmeden yarını göremicemi bilmeliyim
Failim meçhul sanılmalı hep
Aslında ölüm sebebim kendim olmalıyım
Hiç bir hikaye gibi bitmemeli
Sonuma da kendim karar vermeliyim
Zannetikleri gibi bir intihar olmamalı
Kaza süsü verilmiş basit bir cinayet kurbanı da olamam
Zaten süslenmiş hiç bir şeyi sevmiyorum
Ayrılıkları benden daha iyisine layıksın yalanı süsledikten beri
Bu yüzden yalansız ölmeliyim.
Bir ip ucu deyip toplanmalı bütün ayrıntılar
Oysa ipe sapa gelmez olmalı tüm nüanslar
Şehir efsaneleri anlatılması lazım bilip bilmeden
Kiminde kötü bir baş rol
Kiminde iyi bir aktör olmalıyım
Ama sığdırılmamam gerek kabuğuma
Uğruna öldüklerim,
Uktelerim olmalı...

Öyle bir ölmeliyim ki;
Ağlamalısın arkamdan!
Pişmanlıklarını tomurcuk tomurcuk dökmeli gözlerin
Ve hiç bir siyah anlatamamalı matemini
Yüzünden düşen bin parça olmalı
Bir tek sen tanımalısın gördüğünde beni
Zaten yaşarken de tek tanıyan sen olmalısın
Bu yüzden en çokta sana koymalı bu düşüş.
Herkes bir neden ararken bıraktıklarımda
Sadece sen bilmelisin sıradan bir ölüm olduğunu
Bense bir şiir bırakmalıyım bitmemiş
Yarım kalan tek şey o olmalı!
Ya da bir kaç satır kalmalı avcumda yazılı
'Giderken kendine iyi bak denmesini de sevmememişimdir bilirsin
Ondandır kendine iyi bakmanı da istemiyorum
Bu kez boyun eğiyorum kadere
Hayatından sessizce çekiliyorum...'
Ve ebediyete gömülmeliyim öylece! ! ! ...​
 

Lâyezal

Yönetici
9 Nis 2020
997
208
43
Araf
mutlulukkenti.com
TUANA

Tuana!
Bir masal anlat hadi hep iyilerin kazanmadığı
Uyuyan güzel uyanmasın prens öptüğünde mesela
Ya da külkedisinin cam ayakkabısı kırılsın
Hiçbir hikaye mutlu sonla bitmesin bu defa
Bizim gibi başlamadan sona ersin her şey
Hadi bizi anlat bana…

Unutulmuş bir ayet gibi hesap sorarken gözlerin
Suskunluğum çaresizliğimden sanma Tuana!
Ağır bir sensizliğe çarptırıldı hislerim
Vakitsiz bir ayrılığın vebalini taşıyorum boynumda
Ondandır,
Bu sezeryan yalnızlıkları doğuruşum sana…

Alışamadığım bir alışkanlık doğuştan uzaklığın
Hangi mevsimin son baharından bu son tebessümün
Yüzün öylesine gayri meşru ayrılıklarla dolu ki
Ve bir ressam çizmiş sanki resmini yüzüne hüznün
Söylesene!
Cennette bir damla olup düşmen için toprağıma
Böyle
Ne kadar dirilip ölmeliyim daha…

Nükseden ağır sancılı gözyaşlarım var benim
Bir yetimhanenin soğuk zeminlerinde uyuklayan
Henüz tükenmemiş umutlarım var daha.
Bu kaçıncı çentik gidişini etime attığım
Bilmiyorum Tuana
Vedalarını sayamadım…

Ağlıyorum bu gece yine dünyanın bütün dillerinde
Yırtıp atıyorum sana dair ne varsa silinmezimden
Çoğalıyorum sana birikmişliklerim var
Yokluğundan yeni bir intihar daha peydahlarken.
Bir aşktı işte öylesine
Çok fotojenik bir acı çekiyorum
Gülümse…​
 

Lâyezal

Yönetici
9 Nis 2020
997
208
43
Araf
mutlulukkenti.com
Beynime Bir El'Veda Sık, Öldür Beni Rose

Bir ikindi vakti öldür beni Rose!
Gün batarken batır sözlerini göğsüme.
İki şarjör bakış boşalt üzerime, beynime bir el veda sık!

Rose, yıldırımlar çarpışıyor.
Martılar atlıyor kentin en yüksek minarelerinden.
Bütün kaldırımlardan kaldırmış ayak izlerini yağmur.
Çekme sakın nefesini tenimden üşürüm,
Biraz daha dur!
Gitme Rose,
Yoksa kıracağım içimdeki çocuğun kalbini…

Biz seninle bir elmanın iki yarısı olmayalım Rose, ayrılmasın bedenlerimiz.
Biz seninle,
Aynı elmanın merkezinde iki çekirdeğiz…

Beni öldür Rose!
Dudakların dudaklarımı hedef alsın.
Tırnaklarını sapla omuriliğime, sırtımdan vur beni!​
 

Konuyu Görüntüleyen Kullanıcılar (Üyeler: 0, Misafirler: 1)

Mutlulukkenti’ni Nasıl Buluyorsunuz?

  • Çok Güzel

    Kullanılan: 7 87.5%
  • Güzel

    Kullanılan: 1 12.5%
  • İyi

    Kullanılan: 0 0.0%
  • Kötü

    Kullanılan: 0 0.0%
  • Çok kötü

    Kullanılan: 0 0.0%